Anasayfa > Genel > Türkiye’de “iyi” insan olmak

Türkiye’de “iyi” insan olmak

Perşembe, 15 Eki 2009 korkut Yorum yaz Yorumlara git

Başlık zaten konuyu otomatikman açıklıyor olsa da konuyla ilgili bir kaç ekleme yapacağım.

Türkiye’de iyi insan olmak ne yazıkki zor. Her gün İETT ile evden işe, işten eve ulaşımını gerçekleştiren biri olarak bu konu da sayısız deneyime sahip olmanın acıklı gururunu yaşamaktayım.

Birkaç örnek vermem gerekir ise gençlerin yaşlılara otobüste yer vermesi bir ahlak kuralıdır. Gençlerin, yaşlılara saygı göstermesi tabii ki her zaman için olması gereken ve olmaması halinde o gencin kişiliğinde yanlışlıklar aranmasına sebep olur. Fakat tam tersi bir durum olduğunda, örnek olarak genç yaşlı kişiyi görüp yerinden kalktığında ve bu kalkma sırasında yaşlı kişinin elinde bulunan torba/çanta veya benzeri bir şeye çarpması sonucusunda yaşlının verdiği tepki “yuh ya önüne baksana ne biçim kalkıyorsun sen, kim öğretti sana kalkmayı” şeklinde olunca, bu durumdan kaynaklı olarak bende derin düşüncelere dalıyorum. Genç burada hem yer verdiği için hem de nesneye istemeden çarptığı için suçlu konumuna düşüyor. İronik bir durum, iyilik yapmak isterken kötü insan durumuna düşmek? Değişik ama oluyor, olmuyor dersek sanırım yalan olur.

Çevremde her gün bir ton insan görüyorum. Ne yazıkki Türk toplumunun genel yapısını 100-200 kişi ile çizebilmek mümkün. Hani iyi insan olmak için uğraşan insanlar varya, artık onlar yok. En azından benim görebildiğim iyi insan sıfatına sahip olabilecek kimse yok. Bir toplumun karakteristik yapısını otobüsler ile gidip gelerek veya çevrende gördüğün 100-200 kişi ile çizebilmenin mantıksız bir diyagram olduğunun farkında olsam da gördüğüm, göreceğim ve yaşadığım şeyler beni bu toplumda artık iyi insan olmanın kabul edilemeyecek kadar kötü birşey olduğunu düşünmeye sevk ediyor.

Kişilik olarak alçak gönüllü, çevresine saygılı, gerektiğinde uç noktada şakacı veya eğlenceli olabilen, gerektiğinde ciddi ve politik davranabilen bir insan olmak adına kişisel olarak çaba sarfediyorum. Ne kadar başarılıyım, ne kadar başarısızım bunun ölçüsünü ben koyamam. Yapabileceğim tek yorum, içten bir şekilde iyi insan olmak adına çevreme karşı saygılı ve alçak gönüllü davranmaya çalışan biri olduğumu söyleyebilirim.

Başkalarına saygısızlık etmek, onlara hakaret, saygısızlık, aşağılamak gibi eylemlerde bulunmanın ne denli kolay ve gerektiğinde süper üstün fizik gücümüz ile nasıl kavga edilebileceğinin de çok iyi farkındayım. Kendi adıma bunu yaparsam, kişiliğimden ödün vereceğimi ve bunun beni olmak istemediğim bir insan yapacağının bilincinde olduğumdan, kendime saygı duyuyorum.

En azından çoğunluğu uymayarak zıt bi şekilde toplumun yaptığının tersini yaparak, kendi çizgimi en azından kendi düşüncelerim ile hareket etme özgürlüğüne sahip olmanın gururunu yaşıyorum.

Sadece çevresine reklam olsun diye veya havalı bir insan olmak adına artist bir şekilde dolaşmak veya yaptığı iş ile sonuna kadar övünen, uff ya ben neyim böyle diyen bir insan olmadığımı ve olmayacağımı da biliyorum.

Kendisine saygısı olmayan bir toplumun sebebini kişilerin oluşturduğunu ve kişilerin bahaneler arkasına sığınarak tüm toplumu suçlamasını izlemenin de apayrı bir keyif olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

Bu yazıyı niye yazdın, amacın neydi filan gibi sorular sorarsanız sanırım İstanbul trafiğinde her gün geçirdiğim 3 saatlik yolculuğu  gösterebilirim. :) Tabii bunun altında yatan nedenler daha çok çevremi gözlemlemem ve kişilerin nasıl yarattıkları maskeler altında yaşadıklarını görerek bu yazıyı oluşturma fikrine ulaştım.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Twitter
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Technorati
Kategoriler: Genel Etiketler:
  1. haluk
    Cumartesi, 17 Eki 2009 zamanında 09:56 | #1

    Bu yer verme konusunda ben acayip bir hikaye anlatacagım buyrun benim hayatımı dinleyinde canlı örnek olsun

    yaşım 21 oldu geçiyor 13 yaşında imkansızlıklar ve anlaşmazlık yüzünden yüz yüze egitimi bırakıp çalışma ve açık ögrenim hayatına atıldım buraya kadar herşey normal son 2 seneye kadar sık sık otobüs kulanan otobüste yer verme huyu olan hatta babamın defalarca hakarete edip saygılı ol oglum büyügünse yer ver dedigini işiiten bir evlatken babam son 2 sene içinde değil ayaga kalkmamı oturdugum yerden yer verme nezaketimi engeledi.

    aslında adam haklıydı şehir merkezi olan adana seyhandan bir anda seyhan barajının ayırdıgı diger ile yüregire geçmemizle bir anda başka bir dünyayla karşılaştık otobüs saygısı 0 yaşlı amca ve hasta veya bayanlara yer verme nezaketi sıfır allah allah derken bizim gibi degişik yerden gelip yüregir sofulu toplu konutlarına taşınan insanalardada son 2 senede degişim başladıgını gördüm onlarda ilk başlardaki yer verme huyunu resmen unutmuş keyif düşkünü olmuşlardı.

    buna üstüne üslük üniversiteli züppe gençlikte dahil züppe diyorum zaten ünüversite tam bir ors yerine dönmüş bakıyorum okumaya gelen adam sayısı az okumamaya gelen adam sayısı tonla okula degil defileye gelen mankenler gibiler tabi içlerinde dogudan gelenleri sayyarsak okumaya çalışan insan sayısı da var yani hala bir umut var bir gençlik varki hiç degişmeyen saygısı var

    evet babam ve ben haliyle bu ortama zorda olsa uyduk ama dün fark ettim ben hala eskisi gibi yer veriyorum ben otobüsün hep arka sol tarafına otururum bir amca veya hasta bana gelene kadar o otobüste her sabah yaşı 10 ve 18 olarak degişen bir çok kişinin önünden geçer ve son durak otubüsün sonu ve benimdir ve ben dün kalkıp kısa mesafede inen bir komşuma yer verdim ama utandım ön tarafta daha ilk okul 5 sınıf ögrencileri varken ben arkada duran adam niye verdim adam otobüse önden bindi arkada oturdu

    evet biz toplumca laikleşiyoruz ben akp fanı degilim ama toplumun seviyesi bu atatürk merakımız yüzünden çok düştü her alahın günü ögrenciye verilen atatürkçü ödevler yerine saygı sevgi ahlak dersleride azda olsa verilseydi toplum aşagı inmezdi

    anlatacak çok şey var ama ne anlatim görünen köy bişey istemiyor

    ahlak seviyesi laikleşen türkiyenin sonu yani ha istanbul ha ankara ha adana aynı şeyler bunlar anlatmaya degmez

  2. Pazar, 14 Mar 2010 zamanında 15:41 | #2

    ahmet bey paylaşımlarınız için teşekkürler. başarılarınızın devamını dilerim.

  1. şimdilik geri bağlantı yok
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes